Sunday 5th of February 2012
New Media Logo
Marduk'la Randevu: Yeni baskı
2012Roland Emmerich'in sansasyonel 2012'si gösterime girerken, benim mütevazı "2012: Marduk'la Randevu" adlı kitabımın da yeni baskısı yapıldı. Böylece, ilk yayım tarihi olan 2003'ten bu yana, otuz iki bin dolayında okura ulaşmış oluyor kitap. Altı yüz sayfayı aşkın bir alternatif tarih incelemesi için bu elbette çarpıcı ve önemli bir rakamdır; hele de kitap okumayla arası hiç iyi olmayan ve hemen her konu hakkında ezberden konuşmaya, ahkâm kesmeye bayılan insanların ezici çoğunlukta olduğu bir toplumda. Bu anlamda, bir yazar olarak son derece hoşnutluk duyduğumu söylememe gerek yok. Ama eğer, "Son altı yılın belki de üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan kitabının yazarı olarak neler hissediyorsunuz?" derseniz, söylenecek başka şeyler de var.

Aradan geçen altı buçuk yıllık süre içinde, "2012: Marduk'la Randevu"yla ilgili tonla yazı yazıldı basında. Kitabın yayımlanışını izleyen ilk sekiz ay içinde, ben de en az bir düzine televizyon programına katıldım, radyolara konuk oldum, dergi ve gazetelere röportaj verdim. Elimden geldiğince net ve anlaşılır olmaya dikkat ederek, bu kitabın "tarihi farklı kriterlerle, başka bir perspektiften yeniden okumaya çalışan" bir inceleme olduğunu; somut veriler üzerinden giderek, "yazılı belgelerin ortaya çıkışından" bu yana elimizde oluşan tarihsel kayıt birikiminin başka bir gözle sağlamasını yapmaya çalıştığımı; asıl amacın şiddet ve hegemonyaya dayalı sınıflı toplumların ilk ortaya çıkış koşullarını sorgulamak olduğunu; insan toplumlarının tarihi incelenirken, "doğanın tarihi"nin de gözden geçirilmesi ve etkilerinin hesaba katılması gerektiğini vurguladığımı; doğadaki periyodik değişim ve dönüşümlerin ardında kozmik değişkenlerin olduğunu gözden uzak tutmamak gerektiğini; bu değişkenlerin tetiklediği fiziksel olayların, insanlık tarihi boyunca mitlere ve dinlere malzeme oluşturduğunu; kutsal metinlerde sunulan "tarih"in kuşkuyla ama hafife de alınmadan incelenmesi gerektiğini; bilim ortodoksisinin de zaman zaman en az din kadar dogmatik ve katı olabildiğinin altını çizmeye çalıştığımı anlattım. Tabii bu arada tarihle, detaylarla, mitlerle, arkeolojiyle ve arkeoastronomiyle zerre kadar ilgilenmeyen medyamızın asıl merak ettiği konuya da olabildiğince açıklık getirerek, 2012'nin bir kıyamet ya da "son" olmadığını; ancak zorlu bir doğal ve sosyal değişimden geçeceğimizin söylenebileceğini; izini sürdüğüm eski metinler, mitler ve astronomi kayıtlarında bu doğal değişimle ilgili olarak "güneş sistemimiz içinde yakın geçiş yapacak bir gök cisminden" ısrarla söz edildiğini; bu metinler ve mitlerde sözü edilen doğal değişimlerin sağlamasını yapmak için jeolojik ve arkeolojik kayıtlara baktığımızda, bunları şaşırtıcı biçimde doğrulayan bulgularla karşılaştığımızı uzun uzun dile getirdim.

Bütün bunlardan sonra, hele de aradan altı yılı aşkın bir süre geçtikten sonra eğer hâlâ medyada "Marduk diye bir gök cismi gelip dünyaya çarpacakmış" benzeri ifadelere rastlarsanız, yalnızca gülüp geçebiliyorsunuz artık; yapacak başka bir şey yok. Okumadığı ve dolayısıyla aslında neden söz ettiğini bilmediği kitabın yazarını, "söyleşi yapmak üzere" stüdyoya davet eden televizyon yapımcıları var bu ülkede. Okumadığı ve hakkında hiçbir fikre sahip olmadığı bir kitap hakkında ahkâm kesmeye bayılan gazete yazarları var. Sorduğu soruyu yanıtlamaya başladığınızda, daha ikinci cümleyi beklemeden, "Şunu halkın anlayacağı biçimde, basit olarak anlatır mısınız?" demeyi marifet sayan yeteneksiz ve popülist medya insanları var. "Anlatamam kardeşim," diyorsunuz mecburen; "Halkın neyi anlayıp neyi anlamadığı benim umurumda bile değil. Ben bu kitabı ilkokul üç düzeyindeki çoğunluk için değil, tarihle, arkeolojiyle, antropolojiyle, mitolojiyle, sosyolojiyle ilgilenen ve erişebildiği kaynakları değerlendirmeye çalışan, 'okur-yazar okur' için yazdım. Eğer yarım saat, bir saat içinde bir televizyon programında anlatılabilecek bir şey olsaydı, bunca zahmete girip tuğla gibi kitap yazmazdım herhalde, değil mi? Merak eden gider okur; ister beğenir, ister beğenmez."

"2012: Marduk'la Randevu"nun yeni baskısı, Emmerich'in filminin gösterime girişiyle aynı günlere denk gelince; bir de üstüne yine olur olmaz bütün televizyon programlarından taciz aramaları başlayınca, bir kez daha yinelemekte yarar olduğunu hissettim: 2004'ten bu yana, ilke kararı olarak televizyon programlarına katılmıyorum. Hele aradan altı buçuk yıl geçtikten, bu süre içinde üç kitap daha yayınlayıp bir dördüncüsünü bitirmek üzere yoğunlaşmışken, "2012 geyiği" için telefonumu ve mailbox'ımı aşındıran, kendi aramaya bile zahmet etmeyip yeni yetme, "konuk koordinatörü" dedikleri kız çocuklarını başıma saranlarla yitirilecek bir tek dakikam bile yok. Ha, hiç mi çıkmayacağım televizyona? Gerekirse, son derece seçici davranarak, güvendiğim ve saygı duyduğum, bir ya da iki yapımcıyla, akıllı uslu programlar yapabilirim; o da, "2012 merkezli" olmamak koşuluyla. "Gerekirse" dedim ama, gerekmeyeceğini de adım gibi biliyorum, ayrı mesele.

"2012: Marduk'la Randevu" ilk yayımlandığında kısa pantolonla misket oynayanlar, bugün üniversite öğrencisi oldular. Dolayısıyla, bu yeni baskının, kitapla ilk kez tanışacak o genç okurlara yeni ufuklar açmasını diliyorum.
 
Design by Joomla Bamboo