|
Marduk'la Randevu: Yeni baskı |
 Roland Emmerich'in sansasyonel 2012'si gösterime girerken, benim mütevazı " 2012: Marduk'la Randevu" adlı kitabımın da yeni baskısı yapıldı. Böylece, ilk yayım tarihi olan 2003'ten bu yana, otuz iki bin dolayında okura ulaşmış oluyor kitap. Altı yüz sayfayı aşkın bir alternatif tarih incelemesi için bu elbette çarpıcı ve önemli bir rakamdır; hele de kitap okumayla arası hiç iyi olmayan ve hemen her konu hakkında ezberden konuşmaya, ahkâm kesmeye bayılan insanların ezici çoğunlukta olduğu bir toplumda. Bu anlamda, bir yazar olarak son derece hoşnutluk duyduğumu söylememe gerek yok. Ama eğer, "Son altı yılın belki de üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan kitabının yazarı olarak neler hissediyorsunuz?" derseniz, söylenecek başka şeyler de var.
|
|
Devamını oku...
|
|
Emmerich'in kıyamet fantezisi |
 Rüzgârı Nisan'da başlamıştı; namı yaz boyunca körüklenen merak eşliğinde yürüdü; kendisi de nihayet bugün tüm dünya sinemalarında aynı anda gösterime giriyor. Roland Emmerich'in merak ve ilgiyle beklenen 2012 adlı filmi, belki de bugüne dek, henüz gösterime girmesine aylar kala hakkında bunca yazı yazılan, hayran siteleri kurulan ve internet forumlarının yanı sıra Facebook'tan Twitter'a ve MySpace'e dek "sosyal ağların" tümünü beşik gibi sallayan ilk Hollywood yapımı. Daha haziran ayında sinema siteleri ve forumlarında yapılan yorumlarda, "tüm zamanların en çok izlenen ve en büyük gişe gelirini elde eden film" olacağına kesin gözüyle bakılan 2012, neredeyse bir sır gibi saklanıp yedi ay içinde küçük dozlar halinde sunulan az sayıdaki fragmanıyla zaten yeterince ilgi ve merak uyandırmıştı. Ama Emmerich'in yapımını böylesine etkili bir biçimde gündeme getiren faktörlerin belki de en önemlisi, "viral marketing" denen pazarlama stratejisinin her ayrıntı ince ince hesaplanarak uygulanmasındaki profesyonel çalışmalar oldu denebilir.
|
|
Devamını oku...
|
|
İstediğiniz kadar televizyon dizilerini izlemediğinizi söyleyin; elinizde kumanda cihazıyla kanallar arasında beğenilerinize göre bir şey bulabilmek umuduyla dolaşırken, bir iki dakikalığına da olsa, mutlaka en az bir diziye gözünüz takılıp kalıyor. Televizyon yayıncılığı öyle bir hale geldi ki zaten ülkede, büyük ulusal kanalların yayın akışları neredeyse tümüyle diziler ve onların aralarına alınan reklamlardan oluşuyor artık. Ben de yakın zamanda kumanda cihazının tuşlarında gezinip ele gelir bir film bulmaya çalışırken, bir anda Adanalı adlı dizi ilişti gözüme. Fragmanlarını daha önce görmüştüm ama dizilerle aram iyi olmadığı için hiçbir merak ve ilgi duymamıştım açıkçası. Yakalandığım sahneyi birazcık izlemek de yetti. “Adanalılık” kavramının nasıl olup da zaman içinde kaba saba, maço, kavgacı ve muhafazakâr bir prototiple bütünleşir hale geldiğini; daha doğrusu yaygın olarak bu modele paralel biçimde algılanır olduğunu düşünmeye başladım ister istemez.
|
|
Devamını oku...
|
|
2003 yılının Temmuz'unda Netfirms sunucuları üzerinde başlattığım ve ilgili okurlara kitaplarıma ilişkin güncel bilgileri kısa ve hızlı biçimde iletmesini planladığım ilk basit blog, yaklaşık bir buçuk yıl boyunca hiçbir değişime uğramadan varlığını sürdürmüştü. Zaman içinde okurlardan gelen ilgi ve talebin giderek artması, beni ister istemez daha kapsamlı bir site yapmaya doğru yönlendiriyordu ama böyle yoğun emek ve zaman isteyen bir iş için ne vaktim vardı, ne de bunu kolayca gerçekleştirmeme yardımcı olacak teknik destek.
|
|
Devamını oku...
|
|
|